Türk edebiyatından uyarlamalar

12/9/2008 · Kategori: Edebiyattan Sinemaya

Türk edebiyatından uyarlamalar

Türk edebiyatından uyarlamalar
Mesude Eraslan'ın yönettiği dizide, Halil Ergün ve Güven Hokna başı çekiyor. Fotoğraf: Hüseyin Özdemir
Yaprak Dökümü her şeyden önce ben bir eserin uyarlamasıyım deme yürekliliği açısından takdir edilmesi gereken bir yapım. Başarılı da

 

01/10/2006 (874 defa okundu)

 

FUNDA BURCU ÜNAL (Arşivi)

TV kanallarında her gün yeni bir dizinin yayınlanmaya başlandığı günümüzde, yapımcılar ve kanal yöneticileri yaratıcı senaryoların azlığından şikayet ediyor. Türk toplumu her ne kadar zamanının çoğunu TV başında geçiriyor olsa da her akşam izledikleri diziler içinde diğerlerinden farklı olanları, bir şekilde özdeşleştikleri veya tam tersi hayran kaldıkları karakterlere, olaylara sahip dizileri daha çok izliyor, dolayısıyla reyting ölçümlerinde üst sıralara taşıyor. Yapımcılar ise gözlerini henüz Yeşilçam'dan ayırmış değil. Senaristlerden beklenen, ani iniş-çıkışlarla dolu, güzel kız-yakışıklı erkek, zengin-fakir aşkı veya imkansız aşk temalarıyla örülmüş melodram senaryoları yazmaları oluyor. Yeşilçam özellikle Kerime Nadir ve Muazzez Tahsin Berkant'ın birbirine benzeyen temaları işleyen romanlarını sinemaya uyarlarken şimdinin yapımcıları roman uyarlama zahmetinden uzak Yeşilçam filmlerinden esinlenmiş dizileri sunuyor izleyiciye. Böyle bir ortamda Türk edebiyatından bir romanın TV dizisine uyarlanacak olması umut vaat ettiği kadar, uyarlamanın zorluklarına dair endişeleri de beraberinde getiriyor.

Reşat Nuri
Aslında izleyicinin edebiyat uyarlamalarıyla tanışması TRT'nin ilk yıllarına dayanacak uzun bir geçmişe sahip. 1973 yılında beş edebiyat eserinin televizyona uyarlamasıyla başlayan süreç, yerli dizi geleneğinin mihenk taşlarından birini oluşturdu. 80'li yıllarda 'Acımak', 'Çalıkuşu', 'Dokuzuncu Hariciye Koğuşu' gibi eserler TV izleyicisinin ilgiyle takip ettiği yapımlardı. 90'lı yıllarda özel kanalların kurulmasıyla birlikte yeni diziler çekilmeye başladı, fakat yeni bir şeyler yaratmak, biraz da Amerikanlaşmak amaçlandığından Türk edebiyatından faydalanmak kimsenin aklına gelmedi. 90'ların sonunda Star TV'nin yayınladığı Kemalettin Tuğcu hikâyelerinden uyarlama 'Küçük Besleme' ve 'Üvey Baba' uzun süre devam ettiği gibi günümüzde halen çeşitli versiyonları çekilmeye devam eden 'Ayşecik' de bir Kemalettin Tuğcu eseridir. Edebiyat eserlerini uyarlamak bir nevi hazırcılık gibi algılansa da pek çok zorluğu beraberinde getirir. Özellikle farklı bir zamana adaptasyonda eserin ruhundan uzaklaşmamak, her hafta yazılacak 70 sayfalık senaryo uğruna karakterlerin özünü yitirmemek çok önemlidir. Okuryazar oranına paralel olarak artmayan kitap satışları düşünüldüğünde, uyarlanan eseri dizi sayesinde tanıyacak olanların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. 'Yaprak Dökümü' de pek çok kişi için belki de okul yıllarından kalma bir kitap ismidir yalnızca. Oysa Reşat Nuri Güntekin 135 sayfalık romanında capcanlı bir öykü anlatır. 1930'ların, 60'ların, 80'lerin ve 2000'lerin öyküsünü. Romanda, "bizim zamanımızda" diye söze başlayan yaşlılara inat, yozlaşmanın, kuşak çatışmasının hep varolduğu, dürüstlüğün bugün olduğu gibi geçmişte de para etmediği anlatılır. Toplum, -her ne kadar günümüzde daha hızlı olsa da- her devirde sahip olduğu değerleri yitirmektedir. Kimi ailelerin yoğun, kimi ailelerin hafif çapta yaşadığı çatışmaları, sancıları yaşar Ali Rıza Bey'in ailesi de. Yaşamını dürüstlük ve onurundan ödün vermeden geçiren Ali Rıza Bey'in ve ailesinin dramıdır anlatılan. Çocuklarını her şeyden önce bu ilkelere bağlı yetiştirmek isterken, işsiz kalmasıyla düştükleri maddi sıkıntılar her şeyin tepe taklak olmasına sebep olur. Artık ne en doğrusunu kocasının bildiğine inanan eşi aynıdır ne de kendisine her zaman saygılı davranan çocukları aynı çocuklardır. Ali Rıza Bey'i ailesinin reisi konumunda tutan şey aslında evi geçindiriyor olmasıdır. Maddi sorunlara eklenen gençlik bunalımları aileyi uçuruma sürükler, yapraklar birer birer dökülür. Acı içinde kıvranan babanınsa elinden hiçbir şey gelmez. Konunun her zaman geçerli olmasının sebebi öykünün işlenişinden ziyade, asıl anlatmak istediğidir. Çocuklar ilk gençlik yıllarından itibaren aileleriyle çatışmaya başlarken, onları aileye bağlı tutabilmek için sevgiden fazlası gerekir çoğu zaman. Anne babanın gücünü koruması ve çocukların isteklerini belli ölçüde karşılayabilmesi çok önemlidir. Aksi halde Ali Rıza Bey'in akıbetini yaşamak sanıldığı kadar uzak olmayabilir.

Ekip ve senaryo
Ne var ki bu romanın her zaman güncelliğini koruyan bir temayı işlemiş olması tek başına başarılı bir TV dizisi olmasını sağlayamaz(dı). Eğer böyle bir ekiple böyle bir senaryo bir araya gelmemiş olsaydı. 'Yaprak Dökümü'nün romandaki ruhunun korunuyor olması, senaryonun en büyük başarılarından biri olduğu söylenebilir. Buna en önemli katkıyı sağlayansa karakterlerin birebir yaratılması ve kitaptaki diyalogların doğru yerlere yerleştirilmesi. Dizinin sürdürülebilirliği açısından yaratılan yeni karakterler ve olaylar, esas karakterlerin ve olayların önüne geçmediği gibi senaryonun devinimine katkıda bulunuyor. Dizi, romanı okumuş birinde bile merak duygusu uyandıracak güçte kaleme alınmış. Ayrıca izleyicinin karakterlerin her birinde kendinden veya tanıdığı bir kişiden izler bulması salt seyirci olmaktan çıkıp diziyle bütünleşmesini sağlıyor. 'Yaprak Dökümü' her şeyden önce "ben bir eserin uyarlamasıyım" deme yürekliliği açısından takdir edilmesi gereken bir yapım. Bu sene kanallarda 80 dizi yayınlanacağının söylendiği şu günlerde en çok izlenmesi gereken dizilerden biri. Çünkü kaygıları, hevesleri, hayalleri, kazandıkları ve kaybettikleriyle bizim hikâyemiz. Ağaları, işadamlarını, silahları, mafyaları övmüyor bu dizi. Kendi halinde orta halli bir ailenin dramını seriyor gözler önüne. Eksileri yok mu peki? Vardır elbet. Fakat artılar bir tarafa eksiler bir tarafa denmeyi hak etmeyecek kadar artısı fazla, başarılı bir yapım var karşımızda. Tıpkı Reşat Nuri'nin bundan tam 76 sene evvel yazdığı romanda olduğu gibi.

FUNDA BURCU ÜNAL: Türk sineması araştırmacısı

'Yaprak Dökümü', çarşamba akşamları Kanal D'de.

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Katılmıyorum  (Yazan: Süleyman YILDIZ)
  • ek  (Yazan: ferdi karan)
  • dizi yapımcıları plutondanmı?  (Yazan: ferdi karan)
  • Güzel  (Yazan: Orkun Kubilay Yuna)
  • İyi Diziymiş..  (Yazan: oğuz aksoy)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 5 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9

     'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler

    » 301 üstüne söylenenler - TAHA PARLA
    » AKP, Baykal'la gurur duyuyor - ORHAN OĞUZ GÜRBÜZ
    » SEÇMELER
    » Batman'ın kızları - YILDIRIM TÜRKER
    » Hukuk karşısında 301. madde - ÜMİT KARDAŞ
    » Namus cinayetleri ve Özkök - HANDAN ÇAĞLAYAN
    » 12 Eylül'ü aşmak ya da sosyalizm - HASAN BÜLENT KAHRAMAN
    » AKP ve değişen devlet mekânları - EVREN TOK
    » İşimizi de yapalım, siyaset de - YÜKSEL IŞIK
    » Çevirmenin tarafsızlığı - ELİF DALDENİZ
    » Anneciğim İstanbul'a gidebileceğiz miyiz? - RİTA ENDER
    » Türkiye'ye benzemek - ERİK-JAN ZÜRCHER
    » Savaşlardan siz de sorumlusunuz! - METE ÇUBUKÇU
    » İİBF mezunları - ZEYNİ ÖZMEN
    » Fındığın derdi - SEVGİ ÜNAL
    » Pahalı oyuncaklar panayırı - SÜREYYA İZGİ
    » Modanın diken üstündeki kraliçesi
    » Güzel, zarif, utangaç - NAZAN ÖZCAN
    » Bir X kuşağı hikâyesi
    » Kentleri masaya yatırmak - KORHAN GÜMÜŞ
    » Hüzünlü danslar size - ERMAN ATA UNCU
    » Emsalsiz buluşmalar - NAİM DİLMENER
    » Tanrılara şarkı söylüyor - DONAT BAYER

    İdolü ile aynı dizide

    Geçtiğimiz sezon, 'Kurban' adlı oyundaki rolüyle 'İsmet Küntay En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü alan Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Miraç Eronat, atv'nin yeni dizisi 'Gurbet Kuşları'nda başrol oynuyor. Dizide, her zaman hayran olduğu usta oyuncu Rutkay Aziz'in eşini canlandıran Eronat, dizinin Orhan Kemal'in kaleminden dökülen hikayesiyle çok ses getireceğinden emin olduğunu söylüyor. Güzel oyuncunun tek sıkıntısı; iş trafiği yüzünden yaşadığı kent olan Ankara ile İstanbul arasında mekik dokuması...

    EVRENSEL BİR HİKAYE!

    * Geçen sezon yayınlanan 'Sessiz Gemiler'den sonra, bu sezon da Gurbet Kuşları' ile yine atv'desiniz. Bu dizinin konusu nedir?

    Bu, benim için çok önemli bir proje. Orhan Kemal isminin altında bir projede olmak ve değerli bir oyuncu kadrosuyla çalışmak, her oyuncu gibi benim de çok isteyebileceğim bir şeydi. Gerçekten çok isteyerek bu işin içinde oldum. Başımızda, Yusuf Kurçenli gibi sinemanın çok değerli bir yönetmeni var. Tüm taşlar yerine oturmuş durumda. Son derece sürükleyici bir öykü. İnsanın içini acıtan ama bir yanıyla da umut dolu bir öykü var bu dizide. Türkiye'nin her yanına yayılmış sevgisizlik problemini, dolaylı yoldan anlatacağız. Bu dizide, sevginin nelere kadir olduğunu göreceğiz.

    * Orhan Kemal'in 'Gurbet Kuşları'nı yazdığı, o yoğun göç dalgasının yaşandığı 1950'li 1960'lı yılların şartları günümüzde de geçerli mi sizce?

    Tabii geçerli. Ben Ankara'da yaşıyorum ve orası hala çok göç alıyor. Göç almasa bile, problemlerimiz ortak. İstanbul'a yeni göç eden biriyle, 40 yıl önce göç etmiş birinin yaşadıkları arasında çok fark yok. Dünya sıkıntılı bir süreçten geçiyor. 3 gün sonra ne olacağımız belli değil. Burada önemli olan; göçle yaşanan hikayenin güncelliğini korumuş olması. Dizimizin hikayesi evrensel bir hikaye ve çok güncel. Büyük kente göç, benim için de geçerli olan bir sorun. Ankara'da yaşayan biri olarak çekimler için İstanbul'a geldiğimde, sudan çıkmış balığa dönüyorum. Kaç yıldır gelip gidiyorum ama İstanbul gerçekten herkes için çok zor bir şehir.

    İSTANBUL'A GÖÇECEĞİM

    * Ankara'da yaşayıp İstanbul'da çalışan bir oyuncu olmaya daha kaç yıl devam edeceksiniz?

    Ben de, İstanbul'a göç edeceğim. Biliyoruz ki; bizim işimizle ilgili bütün her şeyin merkezi İstanbul. Türkiye'nin kalbi İstanbul'da atıyor. Beni Ankara'ya bağlayan şey; tiyatro. Tiyatrodan vazgeçemiyorum. Ben, Ankara Devlet Tiyatrosu'nun sanatçısıyım. Bakalım; tayin olabilirsem çok kolay olacak her şey. Olmazsa da bir şey yapacağız. Çünkü artık böyle gitmiyor. Çok zor...

    * Dizide 'idolüm' dediğiniz usta oyuncu Rutkay Aziz ile karı-kocayı oynuyorsunuz. Kendisi nasıl bir partner? Hep hayalinizde canlandırdığınız gibi biri mi çıktı?

    Rutkay Bey, aynen gördüğünüz gibi biri. Son derece kibar ve üst düzey bir insan. Yüksek düzeyde bir kalitesi var. Kibar, düşünceli ve de etrafıyla ilgili biri. İnsanlara sürekli hatırlarını sorar. İyi ya da mutlu olup olmadıklarını merak eder. Onun bir seyircisi ve hayranı olarak şunu söyleyebilirim ki; kendisi tam da hayal ettiğim gibi biri çıktı. Ben Rutkay Aziz, Aytaç Arman ve Şükrü Türel gibi duayenlerle çalışıyor olmaktan gerçekten çok mutluyum. Onlar, özel yaşantılarıyla da duruşlarıyla da tam birer aktörler bence. Çok insanseverler ve işlerine karşı çok ilgililer.

    * Edebiyat uyarlamaları son yıllarda televizyonda neden bu kadar ilgi görmeye başladı?

    Çünkü onlar adı üstünde birer klasik ve içlerinde hiçbir zaman modası geçmeyecek öyküler var. İnsana dair öyküler bunlar. Sevginin önemi anlatılıyor ve bu; güncelliği hiç yitirilmeyecek bir konudur.

    BAKIŞAÇILARI FARKLI!

    * Çok sayıda dizi çekildiği için yeni hikaye sıkıntısı da olabiliyor. Bu yüzden edebiyat eserlerine yöneliniyor olabilir mi?

    Hikaye sıkıntısı değil konu. Zaten yeryüzünde çekilmemiş hikaye yok. Bence bir konuya nereden ve nasıl baktığın önemlidir. Bugüne dek bin tane Yahudi soykırımı öyküsü çekildi. Ama biri öyle bir tarafından baktı ki aynı hikayeye, Oscar aldı ve 'Roberto Benigni' unutulmazlar arasına girdi. Bu öyküleri yazan büyük ustalar da, hayata öyle bir yanından bakıyor ki; sana hiç görmediğin, hissetmediğin başka bir pencere açabiliyor.

    BÜLENT İPEK / SABAH

     

     

    Miraç Eronat, atv'nin yeni dizisi 'Gurbet Kuşları'nda başrol oynuyor. Dizide, idolü olarak nitelendirdiği Rutkay Aziz'in eşini canlandıran tiyatrocu, tanıdıktan sonra usta aktöre yeniden hayran olduğunu dile getiriyor.

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    0 yorum yazılmıştır

    « Önceki :: Sonraki »