Bu anayasayla eğitim İslamileşir
13/12/2007 · Kategori: Soylesi
Bu anayasayla eğitim İslamileşir
|
| FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN |
24/09/2007 (4226 kişi okudu)
NEŞE DÜZEL (E-mektup | Arşivi)
NEDEN? Yeşim Arat
Galiba hiçbir sorunu basitleştirmeden tartışamıyoruz. En hayati konuları bile sembollerle tartışmaya uğraşıyoruz. Türkiye, anayasasını değiştirmeye hazırlanıyor. Gerçekten de değiştirilmesi gereken darbe ürünü ilkel bir anayasamız var. Ama ne oldu? AKP'nin anayasa taslağı gelip bir tek türban maddesinin içine sıkıştı. Türban konusu, yeni anayasanın içinde bulunabilecek diğer olumsuz maddeleri tartışma olanağını ortadan kaldırdı. Halbuki AKP'nin anayasa taslağında özellikle eğitim ve kadınlar konusunda ciddi sorunlar var. Bu konuları İslam ve demokrasi, türban, ve kadın sorunları üzerine yıllardır çalışan, kitap ve makaleler yayınlayan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Prof. Yeşim Arat'la konuştuk. Üniversitede türban yasağının kalkmasından yana olan Prof. Arat, bunun anayasayla yapılmasının tehlikeli olacağına işaret ediyor ve taslaktaki kadın ve eğitimle ilgili düzenlemelerin büyük sakıncalar yaratacağına dikkat çekiyor.
Gene türban kavgası hızlandı. Türbanı konuşacağız ama izninizle önce başka bir şey sormak istiyorum. Türkiye niye her konuda bu kadar çabuk kutuplaşıyor? Bu kutuplaşma ve gerginlik nasıl bir sonuç doğurur?
Kutuplaşmanın, halk hareketlerinden darbeye kadar birçok istenmeyen sonuçları olabiliyor. Ama ben bunları konuşmak dahi istemiyorum. Türkiye'de de insanlar birbirlerini dinlemeye başlayacaklar ve demokratik katılım bu gerginliği emecek ve patlamasını önleyecek diye ümit ediyorum.
Toplum bu hızla taraflara ayrılıp sinirli bir kavgaya girdiğinde, sonuçta da bir taraf kendini 'galip' diğer taraf 'yenik' hissediyor. Bu duygusal yoğunluğun etkileri ne olur topluma?
Çok yıpratıcı olur. Kendini galip ya da yenik hissetme, demokrasinin ruhuna ve işleyişine uygun bir şey değil. Çünkü demokrasi hep bir ödün vermedir. Her iki tarafın da kendisini dönüştürmesiyle yürüyen bir süreçtir. Kendinizi dönüştürmediğiniz takdirde istediğinizi alamazsınız. Eğer demokratik oyunu oynuyorsanız, siz de kendinizi dönüştüreceksiniz, siz de kendinizden ödün vereceksiniz. Yani farklılaşacaksınız, karşı tarafı anlamaya ve onun istekleri için 'taviz vermeye' başlayacaksınız. Tabii bu gerçek bir taviz değildir. Bu bir dönüşmedir, ilerlemedir, mutabakat sağlamadır. AK Partisi niye başarılı oldu? Seçimlerden niye yüzde 47'lik çoğunlukla çıktı?
AKP sizce niye başarılı oldu?
Bu başarının arkasında AK Partisi'nin karşı tarafa 'taviz vermesi', yaptığı yanlışlardan 'geri dönmesi' var. Mesela zina konusunda yapılan yanlıştan geri dönmekten kaçınmayarak, kendine olan güvenini gösterdi. Aynı AK Parti, Kıbrıs'ta, AB'yle ilişkilerde ileri adımlar atılabildi. Çünkü Kıbrıs'ta taviz verildi. Bir şeyler alabilmek için karşı tarafa bir şeyler verildi. Yanlışlardan geri dönebilme ve karşı tarafa ödün verme, AK Parti'nin gücünü oluşturdu. İşte bu yüzden değişik kesimler ona yüzde 47'lik oy verdi. AK Parti bugünlere 'Ben yaptım oldu' söylemiyle gelmedi. Ama konuşmalar şimdi çok sertleşti. AK Parti'nin söylemi geçmişe göre bugün daha keskin. Her iki kişiden biri bize oy verdi rahatlığı ve güveni var şimdi tabii ama... Eğer anayasa Başbakan'ın dediği gibi Türkiye'nin anayasası olacaksa, AK Parti'nin taslağını eleştiren kesimlerin sesinin duyulması çok önemli.
Peki türbana gelirsek... Neden toplumumuz için bu kadar önemli bir sorun türban?
Çünkü bütün korkular ve inançlar türbana yükleniyor. Herkes karşı tarafta en istemediği, en sevmediği, en korktuğu şeyi türbana yüklüyor. Ve, türban anlaşmazlıkların, korkuların ve çözümsüzlüklerin odağı oluyor. Türbana farklı manalar veriliyor. Mesela yüzde 20'lik azınlık, türbanın laik rejimin sonu anlamına geldiğini, türbanın laiklik karşıtı olduğunu, İslami rejimin simgesi olduğunu düşünüyor. Türbanı savunanlar ise bu korkuları anlayıp yatıştırmak yerine, türban sorununu anayasa değişikliğiyle çözmeye çalışarak korkuları daha da ateşliyorlar. Oysa türban sorununun çözümü için daha demokratik bir yol denenebilir.
Türban sorununu anayasayla çözmek demokratik değil midir? Anayasada türban yasağını kaldıran bir madde yer alırsa ne olur?
Çok sorunlu olur. Gerçi AK Parti'nin anayasa taslağı henüz netleşmedi ama... Benim gördüğüm taslağın 45'inci maddesi, 'Kimse üniversitelerde giyim kuşam nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalamaz' diyor. Bu maddenin hakikaten çok radikal sonuçlar doğurabilecek sakıncaları var. Çünkü türban, son kertede dini vazifeleri yerine getirmek için takılan bir giysi. Sonuçta türban, İslamiyet'in bir kuralı olarak algılandığı için takılıyor. Kökeni İslami olan, gücünü dini kurallardan alan bir şeyi, getirip anayasanın içine yerleştirmek sorunlar doğurur. Çünkü bir anayasal maddeyi dini kurallar belirlemiş olur. Kökeni dini olan bir sorun anayasaya girmiş olur.
Bu nasıl bir sonuç verir peki?
Dini kuralları bir kalıbını bulup 'laik anayasa' diye geçirme çabaları nerede son bulur, bunun sınırı nedir diye bu, insanlarda kuşku ve korku yaratır. Dini kökeni olan bir konuyu niye laik bir anayasaya taşıyoruz ki biz? Dinden gücünü alan bir konu laik anayasanın içine niye giriyor?
Kavganın büyüklüğüne bakılırsa, türban kendisinden daha önemli bir anlama sahip. Türban aslında neyi temsil ediyor?
Siyaseti, güç paylaşımını temsil eder hale geldi türban. Siyaset, insanların ortak yaşamını şekillendirme biçimidir. Türban, kadınların bedenleri üzerinden siyaset yapmaya dönüştü. Herkes siyasi hesabını, alacağını, vereceğini türban üzerinden yapıyor. Ben 1983'ten beri üniversitelerde türban yasağına karşı çıktım ve hâlâ karşı çıkıyorum. Türbanı kadınların bireysel seçimi olarak, bireysel hak ve hürriyet bağlamında değerlendiriyorum. Türban sorunu çözülmeli. Ama bu sorun geldiği yoldan gitmeli. YÖK'ün yönetmelikleriyle ve rektörlere baskılarıyla gelmişti, yine yönetmeliklerle gitsin. Zaten birer çerçeve yasa olan anayasalar üniversitelerde giyim kuşam gibi spesifik konulara girmemeli. Kıyafet özgürlüğünü anayasaya genel olarak koyarsınız. Peki anayasada kadın-erkek eşitliği önemli değil mi?
AKP'nin taslağında kadın erkek eşitliği önemli değil mi?
Öyle bir anayasa yapılıyor ki, kadınlar tarafından elde edilen haklar geri alınıyor. Bizim okulun internet sitesinde dolaştığı biçimiyle AKP'nin anayasa taslağı beni rahatsız etti. Kadınlarla ilgili bir şeyler oluyor. Taslak, Anayasa'nın 'kadın ve erkek eşit haklara sahiptir' diyen 10'uncu maddesini şimdi dokuzuncu maddeyle düzenliyor ve bunun ardından gelen 'Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür' fıkrasını ise anayasadan çıkartıyor. Oysa kadınlar bu kritik fıkrayı anayasaya büyük mücadelelerle koydurmuştu. Hem yapılan gidiyor hem de taslak ardından bir de şu fıkrayı ekliyor. 'Kadınlar, çocuklar gibi özel surette korunmayı gerektiren kesimler için alınan tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamaz' diyor.
Peki bu ne anlama geliyor?
AK Parti'nin anayasa taslağı, kadınlar için olabilecek bütün olumlu ayırımcılık yollarını tıkıyor. Kadın-erkek eşitliğinin gerçekleşmesi için gerekli olan pozitif ayırımcılığı engelleyecek bir madde koyuyor anayasaya. Yani AKP kadınlara olumlu ayırımcılık yapmadığı gibi, bir de onu anayasa maddesiyle engellemeye çalışıyor. Türban sorununu çözeceğim diye, kadın-erkek eşitliği konusunda kadınlara güvence olan fıkraların anayasadan düşürülmesi, çocuğa 'anne babanın dini inançlarına göre eğitim verilmesi' gibi anayasada başı sonu nereye gideceği belli olmayan değişikliklerin düşünülmesi çok rahatsız edici. Özellikle laiklik ve kadınlar konusunda daha liberal ve özgürlükçü bir anayasa yapılması gerekirken daha muhafazakâr bir anayasa hazırlanmak istenmesi beni rahatsız ediyor. AKP'nin bu yanlıştan dönmesini bekliyorum. Geçmişte bunu yaptı.
Peki türban, geçmişten gelen bir kavganın devamı mı yoksa günümüze has bir sorun mu?
Türbanın Türk toplumunun dönüşmesi, modernleşmesi, laikleşmesiyle ilgili tarafları var. Belli biçimdeki laikleşmenin, belli insanları içine alıp büyük çoğunluğu içine alamaması söz konusu. Bir de şu var. Türkiye muhafazakârlaşıyor, dindarlaşıyor. Binnaz Toprak-Ali Çarkoğlu'nun araştırmasında da Türkiye'nin İslamlaştığı ortaya çıktı. İnsanlar kendilerini önce Müslüman olarak tanımlıyorlar, daha dindar olarak yorumluyorlar ve daha çok namaz kılıyorlar. Türkiye çok muhafazakâr bir toplum oluyor. Dinin anayasaya da yavaş yavaş girmeye başlıyor gibi görünmesi biraz düşündürüyor beni. Bakın... Anayasa'nın laiklikle ilgili 24'üncü maddesi de değiştirilmek isteniyor. Taslak, 'Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, anne babanın, dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder' diyor. Alevi vatandaşlarımızın dini inançlarına göre eğitimin yapılması önemli ama...
Evet...
Konuyu böyle çözmeye kalkarsanız, eğitim İslamileşir. Laik eğitim sisteminden uzaklaşılır. Eğitim sistemi dindeki bazı hükümleri yerine getirmiyor diye, insanlar anayasal haklarını aramaya kalkarlar. Her şey olabilir. 'Ben cuma günleri namaz saatinde ders yapılmasını istemiyorum. Çocuğumun o gün sınava germesini istemiyorum' diyen ana babalar da ortaya çıkabilir, 'Eğitimde poligaminin İslam'ın şartı olduğunu söylemiyorsunuz. Ben bu yüzden çocuğumu okula göndermiyorum' diyen de olabilir. 'Okulda Adem'le Havva'dan geldik diye öğretmiyorlar. Devlet bunu öğretmekle yükümlüdür' diyen de çıkabilir. AKP'nin türban sorununu çözmek istemesi anlaşılır bir şey. Yüzde 47'nin oyunu almış bir parti, kitlesine bu sorunu çözeceğim demiş. Çözmek istiyor, çözsün de. Ama anayasayla çözmesin.
Türkiye sizce şeriata geçer mi?
Tabii ki hayır. Anketlere göre sadece yüzde 9 şeriat istiyor. Ama niye böyle bir yol açılsın? Niye laik anayasa dini nedenlerle törpülenmeye başlasın, dini nedenlerle şekillensin?
Tarhan Erdem, kendisiyle yaptığım söyleşide, türban yasağının kalkması halinde iki yılda üniversitede türbansız öğrenci kalmayacağını söyledi? Erdem'in bu düşüncesine katılıyor musunuz?
Katılmıyorum. Türban takmayanların türban takacağını zannetmiyorum. Ama üniversitelerde daha çok sayıda kız öğrenci türban takabilir. Çünkü türban yüzünden okula gidemiyorum diyen ufak bir kesim var. Serbest kalınca, onlar üniversiteye gidebilir. İstatistiklere göre, normal hayatta yüzde 15'lik bir kesim türban takıyor. Kadınların yüzde 50'si de geleneksel başörtüsü takıyor. Yani bizim toplumumuzda zaten çoğunluk başını örtüyor.
Yasak kalkarsa türban üniversitedeki genç kızlar için çok çekici bir hale gelir mi?
Birdenbire türban çok çekici hale gelmez ama etkilenenler olacak. Ama türban ne üniversitede ne ailede yasakla halledilebilecek bir sorun değil. Türbanı takan zaten bir yolunu bulup takıyor. Kendi araştırmamdan biliyorum, genç kız ailesine karşı gelip türban takıyor. Annesi türbanını sobada yakıyor, o yine okula her gün bir buçuk saat yürüyüp bilet parasını biriktiriyor ve türban satın alıyor. Çünkü türban daha çok dini nedenlerle takılıyor. Bu konuda tabii ki toplumsal baskı var, mahalle baskısı var. Bildiğim insanlar var. Ulus civarında otururken türban takmıyor, ailesini Esenler'e ya da Gültepe'ye ziyarete giderken türban takıyor. Çünkü o mahallelerde türbanlı dolaşması bekleniyor.
Türban konusunda esas cemaatler bazındaki baskı tehlikeli olabilir.
Niye?
Mesela yapılan çalışmalara bakılırsa, Gülen cemaati devletle gayet barışık, 500 küsur okulunu açıyor ve hepsinde laik eğitimi yerine getiriyor ama kadınlarına bakıyorsunuz hepsi tecrit edilmişler. Gösterilmiyorlar, konuşturulmuyorlar. Ben Refah'ta politika yapan kadınlar üzerine bir çalışma yaptım. AKP'li kadınları, partide çalışırken ya da kocalarının yanında ortalıkta görüyoruz. Onlar görünüyorlar ama bazı cemaatlerin kadınları görünmüyor. O kadınlar niye hayatın içinde yoklar? Tarikatların kadınları nerede? Bu kadınlar hangi olanaklara sahipler? Niye cemaat kendi televizyonlarında çalışan başı açık kadınları gösteriyor da, kendi kadınlarını tecrit ediyor? Gülen cemaatinin kadınla ilişkisi, kadınlara verilmesi gereken olanakların verilmiyor olması beni rahatsız ediyor. Bu kadınların cemaatten çıkmak istediklerinde çıkabilmeleri, cemaat dışından birileriyle evlenmeleri, başka yerlere gitmeleri ne kadar kolay, bütün bunlar soru işaretleri. Cemaatlere bakmak lazım. Oralarda kadınların üzerinde baskı olduğu bir gerçek.
Siz, Şerif Mardin'in mahalle baskısı kavramı hakkında ne düşünüyorsunuz. Mardin, bu kavramı Vatan gazetesinde Ruşen Çakır'la yaptığı konuşmada dile getirmişti ve son olarak Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman'la yaptığı söyleşide de buna dikkat çekti. Mahalle baskısı var mı Türkiye'de?
Var tabii. Cemaatlerin ve tarikatların güçlenmesi, yayılması, dini partilerin iktidara gelmesi mahalle baskısını artırıyor, meşru kılıyor. Nakşilik olsun, Gülen cemaati olsun, muhafazakâr yaşam biçimlerinin sahiplenilmesinde etkili oluyorlar. Şerif Mardin kadınlara dikkat etmelerini söylerken çok haklı. Muhafazakârlaşmanın darbe vuracağı ilk kitle kadınlardır. Felaket tellallığı yapmak istemiyorum, kadınlar üzerine çalıştığım için kadınların gücünü biliyorum. Özgürlükleri kısıtlanırsa tepki göstereceklerine güveniyorum. Bu yüzden Malezya oluruz demiyorum.
Türban Türkiye'de yasak değil. Sadece üniversitelerde ve kamu müesseselerinde yasak. Neden türban baskısı, üniversitedeki yasağın kalkmasıyla daha da artacak? Mahalle baskısının şimdi de yürürlükte olması gerekmiyor mu eğer öyle bir baskı varsa?
Türban takanlar artacak korkusu yersiz zaten. Neden bahsediyoruz anlamıyorum. Türban takanların sayısı daha ne kadar artacak ki? Zaten bu toplumun yüzde 70'i başörtüsü ve türban takıyor. Geri kalan yüzde 25'inin ise ödü kopuyor türbandan. Nefret ediyor. Türkiye'yi terk etmekten söz
ediyor. Zaten onlar takmaz. Türban takanlar artacak korkusu yanlış ama yaşamın muhafazakârlaşmasından korkulması gerekiyor. Çünkü muhafazakârlaşma süreci çok yönlü geliyor. Mahalle baskısıyla gelirken şimdi bir de anayasa çıktı. Biz türbanı bırakıp Türkiye'nin muhafazakârlaşmasını, cemaatleri ve tarikatları konuşmalıyız. Bunların eğitim sistemindeki yerini, yurtlarda ne olduğunu, herkesin bu kadar rahat yurt açabilmesi mümkün olmalı mı, biz bunları konuşmalıyız.
Siz katılmıyorsunuz ama Türkiye, Malezya'ya benzeyecek diyenler var. AB'ye üye adayı bir ülke Malezya'ya benzeyebilir mi?
Hayır. Eğer laikliğin elden gitmesi söz konusu olursa yüzde 20'lik kitle çok büyür. Bu toplumda verilmiş haklar var. Kadınlara verilmiş özgürlükleri geri almak o kadar kolay değil. Ama gene de anayasanın maddeleri muhafazakârlaşma yönünde değiştirilirse, ben işte o zaman bu ülke için endişe duyarım. Ayrıca AB'ye yakın olmak da laiklik konusunda bir güvence. Türkiye Batı hukukunun bir parçası,.
Türbana karşı olanlar, AB üyeliğine de karşı genellikle. Bu paralellik için ne düşünüyorsunuz?
Söylediğiniz doğru. Herkesten evvel laiklerin kendilerini dönüştürmesi gerekiyor. Yaşam biçimlerine, özgürlüklerine her şeyi tehdit olarak almadan sahip çıkmaları gerekiyor.

