Atatürk'ün Fikir Fedaisi...

1/10/2007 · Kategori: Deneme

Melih AŞIK  Açık Pencere

Atatürk'ün Fikir Fedaisi...


Doktor Reşit Galip'le ilgili yeni bir kitap, "Atatürk'ün Fikir Fedaisi Dr. Reşit Galip" adıyla Gürer Yayınları tarafından yayımlandı. Reşit Galip olayı hem bir devrimci cesaretin hem de Mustafa Kemal büyüklüğünün hikâyesidir...
Dr. Reşit Galip, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı'na gönüllü doktor olarak katılır. Atatürk'le tanışmaları 1923 Mart'ında Mersin'de olur. Devletten istifa edip Türk Ocağı Başkanı olan Reşit Galip, açık hava toplantısında konuşurken birden işaret parmağıyla Gazi'yi gösterecek ve
"Sen" diye ona seslenerek şöyle diyecektir:
- Senin asıl büyüklüğün bütün o büyüklüklere rağmen milletin ferdiyim diye övünmendir...
Herkes bir fırtına kopacak sanır. Aksine Atatürk, Reşit Galip'i sever. Galip, 1925 yılında milletvekili olur, iki yıl süreyle İstiklal Mahkemesi üyeliği yapar. Atatürk'le aralarındaki o efsaneye dönüşen kavga 1931 yılı ağustos ayında Dolmabahçe Sarayı'nda yaşanır...
Reşit Galip masada Atatürk'ün de hocası olan zamanın Milli Eğitim Bakanı Esat Mehmet'i eleştirmeye koyulur.
Atatürk'ün, "Davamıza inanmıştır, benim hocamdır, benim hocam olması sence bir değer taşımıyor mu?" sözlerine "Kusura bakma Paşam taşımıyor, okuttuklarının içinde sizin gibi devrimci çıkmış ama kim bilir nice tutucu da çıkmıştır" diye karşılık verir. Mustafa Kemal, "Bu masada hocama hakaret etmenize müsaade edemem" diyecek olur, Reşit Galip, "Devrimleri korumak için sizden müsaade istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız sizi de eleştiririm. Rose Noir'a 15 bin liralık kredi mektubu da siz verdiniz diye hata olmaktan çıkmaz" diye üsteler.
Ortalık buz keser. Atatürk "Yoruldunuz, biraz istirahat etseniz iyi olacak" diyerek Reşit Galip'i dışarıya davet eder. Ama tüm beklentilerin aksine Reşit Galip dışarı çıkmaz: "Burası sizin değil milletin sofrasıdır" diyerek yerinde çakılı kalır. Bunun üzerine Atatürk odayı terk eder. Reşit Galip sabaha kadar o salonda oturur. Ertesi gün Ata'ya bir özür mektubu yazar. Birkaç ay sonra yaptığı bir radyo konuşmasını Atatürk de dinler. Reşit Galip: "Devrimlerimizi herkese ve her şeye karşı savunacağız. Gerekirse babalarımıza ve çouklarımıza karşı da..." demektedir. Atatürk birkaç gün sonra Reşit Galip'i çağırtır. Onu Milli Eğitim Bakanı yapar...
Rose Noir hadisesine gelince... Beyoğlu'nda bir Rus karı-kocanın işlettiği böyle bir mekân vardır. Atatürk bir gece oraya gittiğinde mekânın sahibi Madam Senya masaya gelir, uzun uzun dert yanar, İş Bankası'nın krediyi kestiğini anlatır. Bu tür mekânların yaşamasını isteyen Atatürk, İş Bankası'na hitaben bir not yazar, ellerine tutuşturur. İş Bankası Genel Müdürü Mummer Eriş ertesi gün kâğıdı alınca Dolmabahçe Sarayı'na gelir, bu krediyi vermeye kuralların müsaade etmediğini bildirir. Mesele bundan ibarettir.
Ancak, Atatürk'ün o gece o çifte çek verdiği dedikodusu yayılmıştır. Reşit Galip işte bu dedikoduyu seslendirir... Atatürk kimilerine göre diktatördü. Bir bugünkü demokratlara (!) bakın bir o günkü diktatöre...

AKP iktidara gelene kadar Atatürk'ün modern Türkiye'si İslam âlemine örnek gösteriliyordu... AKP iktidarından sonra kendimize İslam âleminden örnek aramaya başladık. Beş yılda ne ilerleme...

 

Hasan PULUR  Olaylar ve insanlar

Lincoln yaşasaydı...


İNSAN belleğinin bir arızası da "yanlış"ta ısrar etmesi. Örneğin bir olayı hatırlıyorsunuz, anlatıyorsunuz, olay doğru ama olayın kahramanı yanlış...
Bir güzel söz. Siz ısrarla onun filana ait olduğunu yazıyorsunuz, söylüyorsunuz; her yanlışınız yüzünüze vuruluyor, ama yine yanlış yapıyorsunuz...
Niye böyle?
* * *
BU ısrarlı yanlışlarımızdan biri de, ünlü bir sözün sahibini karıştırmamız...
"Herkesi bir süre için aldatabilirsiniz, insanların bazılarını da sonsuza kadar aldatabilirsiniz, lakin bütün insanları sonsuza kadar aldatmak mümkün değildir."
Kim söylemiştir bunu?..
* * *
HER aklımıza gelişinde mutlaka yanlış yaparız. Ya Victor Hugo ya da Voltaire, deriz, oysa bu sözü Amerika'nın en önemli başkanlarından Abraham Lincoln söylemiştir. Kaç kez yanlış yazdık, okurdan tatlı sert cevap aldık.
Geçen gün, tekrar yanlış yapmamak için Lincoln'ü anlatan bir kitaba baktık, evet, bu söz ona ait, Bush'un olacak değil ya!
* * *
LINCOLN ilginç bir başkan; hem hatip hem de her konuşmasını esprilerle süsleyen bir politikacı.
Lincoln seçim kampanyası sırasında bir kiliseye gider, papaz sorar:
"Cennete gitmek isteyenler ayağa kalksın!"
İsteyenler kalktı, Lincoln yerinde oturuyor.
Papaz, bu defa cehenneme gitmek isteyenleri sordu, Lincoln yine yerinde...
Papaz kızdı:
"Sen cennete de, cehenneme de gitmek istemiyor musun?"
Lincoln ayağa kalktı:
"Hayır, Kongre'ye gitmek istiyorum!"
* * *
LINCOLN, iki oğluyla parkta dolaşırken çocuklar birbirlerine girmişler, bağırıp çağırıyorlar. Biri merak etmiş:
"Ne oluyor, niye kavga ediyorlar?"
Lincoln gülmüş:
"Dünya sorunu! Elimde üç ceviz var, ikisi de benden ikişer ceviz istiyorlar."
* * *
LINCOLN, iç savaş sırasında, bazı generallerin çok geç karar verdiklerinden, bu yüzden başarılı olamadıklarından şikâyetçiydi... Bunlardan birine şöyle bir not gönderdi:
"Orduyu kullanmayacaksanız, kısa bir süre için ödünç alabilir miyim?"
* * *
LINCOLN, iş için torpil yaptıranlara çok kızardı, bir kral hikâyesi anlattı...
Kral ava çıkarken, saray nazırından havanın günlük güneşlik olacağını öğrenmişti. Tam ormana yaklaşırken köylünün biri yolunu kesti, "Yağmur yağacak, gitmeyin!" dedi, kral aldırmadı. Derken bir yağmur, sırılsıklam olmuşlar. Kral saraya dönünce yolunu kesen köylüyü çağırmış:
"Yağmurun yağacağını nereden bildin?"
"Ben değil eşeğim bilir, yağmurdan önce yere yatıp kulağını toprağa koydu mu anlarım ki yağmur yağacak!"
Kral, saray nazırını azledip eşeği nazır yapmış!
Lincoln fıkrayı şöyle bağlamış:
"Kralın büyük hatası, o günden beri her eşek iş istiyor!"
Bir hükümet toplantısında birini öve öve bitirememişler!
Bizim kuşakta, bilgi havuzunda, onun kadar derin dalmış biri yoktur."
Lincoln tamamlamış:
"Onun gibi de kupkuru çıkan!"
Lincoln yaşasaydı, ona çok malzeme çıkardı.

h.pulur@milliyet.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »