9 Takipçi | 1 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Diğer İçeriklerim (56)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (9)
21 05 2013

‘Savaş’ ve ‘sorular’ Mirati Madak / DURSUN ERKILIÇ

‘Savaş’ ve ‘sorular’ Mirati Madak / DURSUN ERKILIÇ |  görsel 1

  ‘Savaş’ ve ‘sorular’Mirati Madak DURSUN ERKILIÇ Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden sınıf arkadaşım olan Kastamonu Üniversitesi okutmanlarından Mirati Madak kalemi, kelamı sağlamlardandır. Şiir kitabı hazırlığında olduğundan yazdığı şiirleri okuyarak (sağolsun) görüşümü alır. Yazdığı son şiirin adı ‘sorular’. ‘Sorular’ı okuyunca, gündemdeki ‘âkıl’ güruh, ‘çözüm’ ya da ‘barış’ sürecine dönük eylem ve söylemlerle olumlu-olumsuz yönde örtüştüğünü gördüm. Hatta Suriye’de yaşananlarla… “Gönderde benim ‘savaş’ şiiri ile senin ‘sorular’ı harmanlayıp bir yazı yazayım” dedim. ‘Olur’ dedi, iki dakika sonra gönderdi şiiri, email adresime. Hep barışın konuşulduğu bir ortamın bilinçaltında mutlaka savaş vardır. Onun için öncelikle, ilk kitabım olan ‘Seyirbaz’da yer alan ‘Savaş’ başlıklı yazının içindeki iki şiiri paylaşmak istiyorum. Birinde;   Savaşla savaşmak istiyorum Kayıp Arıyorum dağ taş Bulamıyorum Korkuyor kalleş Kim bilir hangi siperde uyuyor Hangi tuzakta uyanık (...) Çağırıyorum İstersen alelacele İstersen yavaş yavaş Erkeksen de dişiysen de Ortaya çık savaaaaaş   Naralanmamdan sonra; yazının paragraf aralarına dağıttığım şu şiirle dile getirdim duygularımı;   İlk savaş nerede ne zaman çıkmış Bilmem! Bildiğimse; savaş zulümdür Kim kimi yenmiştir kim devlet yıkmış Bilmem! Bildiğimse; savaş ölümdür   Milattan öncesi ya da sonrası Tarihi önemsiz savaşlar olmuş Önemli o... Devamı

18 05 2013

ÖZLEM GALİP VE ABİDİN PARILTI'YLA RÖPORTAJ Kürtçe Romana Buy

ÖZLEM GALİP VE ABİDİN PARILTI'YLA RÖPORTAJ Kürtçe Romana Buyrun, Kılavuzunuz Hazır! "Kürt Romanı"nı önümüze döken Galip ve Parıltı: "Hala insanlar çıkıyor, Kürt edebiyatı yok, diyor. Biz de bu kitapla diyoruz ki, var işte". Kürtlerin salt siyasetle anılmasından rahatsızlar, Kürtçe edebiyat üzerine konuşmak ve konuşturmak istiyorlar. Erhan ÜSTÜNDAĞ erhan@bianet.org İstanbul - BİA Haber Merkezi 19 Mart 2011, Cumartesi Nihayet devletin tepesindekilerin -çekinerek ve seyrek de olsa- Kürt'e adıyla seslenebildiği bir dönemdeyiz ama geniş toplumsal kesimler için nesiller boyunca olmadığına inandırıldıkları insanlarla tanışmak o kadar kolay değil. Kürtçe henüz mahkeme salonlarında, hastanelerde, okullarda da "bilinmiyor". Öte yandan pandoranın kutusu açıldı ve Kürtçe'yi bu... ...Kaynak : alsahbloklariindeksi.blogcu.com Devamı

18 05 2013

TİP TSİP KOMÜNİST VE İŞÇİ HAREKETİNİN TARİHİ

1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1 TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ Ülkemizde sol ve sosyalist solun tartıştığı konuların başında, hiç kuşku yok, nasıl bir parti aracılığıyla iktidarın egemen güçlerden alınacağı geliyor. Başlıca tartışma konusu böylesine kapsamlı olmasına karşın, tartışmaların sonuç alıcı olmak anlamında çok da işe yaradığı ve geniş kitlelerle buluştuğu söylenemez. Yasal örgütlenme alanında ilk tartışmalar, 13 Şubat 1961 tarihinde kurulan TİP ile birlikte başladı. Bu nedenle önce kısaca TİP tarihin-den söz etmek gerekiyor. TİP’İN KURULUŞU TİP 13 Şubat 1961'de, 1961 Anayasasının getirdiği nisbeten demokratik ortamda, 12 sendikacının İstanbul Valiliğine verdikleri bildirimle kurulmuştur. Kurucular Şaban Yıldız, Kemal Sülker, Kemal Türkler, İbrahim Güzelce, Ali...... ...Kaynak : alsahbloglariindexi.blogcu.com Devamı

18 05 2013

1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-2

TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP) 12 Mart döneminde yapılan bütün saldırılara karşın solun yakaladığı kitle birikimi dağıtılamadı. Dışarda kalan ve dışarı çıkan kimi sosyalistler yaşananları süzgeçten geçirerek yapılan hataları bir bir tartışmaya ve bir çıkış yakalamak için çalışmalara başladılar. Tartışmalar nasıl bir sosyalizm ve nasıl bir parti yapılanması üzerinden yürütüldü. Doğal olarak bu tartışmalar ister istemez Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı üzerinden ve Türkiye’de sınıflar üzerinden yürüdü. 1973 yılında çıkarılan KİTLE dergisi konuyu ele alarak çıkışa programsal bir yanıt aramaya başladı. Özet olarak Türkiye’de kapitalizmin gelişimi ele alınarak geniş yığınların bilincine çıkarılmaya çalışıldı. Konu özet olarak şöyle konuluyordu: Türkiye’de kapitalist gelişme aşağı...... ...Kaynak : alsahbloglariindexi.blogcu.com Devamı

18 05 2013

Oğuz Tansel 2013 Şiir Ödülü İhsan Topçu´ya Verildi

Oğuz Tansel 2013 Şiir Ödülü İhsan Topçu´ya Verildi Oğuz Tansel’i anılarda yaşatmak, kişiliğini, düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal becerilerini değerlendirmek amacıyla verilen Oğuz Tansel Yazın Ödülü bu yıl şiir alanında bir dosyaya verildi. Ödülü Şair İhsan Topçu “Kalbinden Kanıyor Zaman” adlı dosyası ile kazandı. Eray Canberk, Refik Durbaş, Prof. Dr. Cevat Geray, İlhan Gülek ve Metin Turan’dan oluşan seçici kurul, Topçu’nun eserini oy çokluğu ile ödüle değer buldu. Oğuz Tansel Şiir Ödülü Töreni 30 Mayıs 2013 Perşembe günü saat 18.00’de, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde (Kennedy Cad. No.4) yapılacak. Mehmet Çevik’in sunacağı... ...Kaynak : alsahbloglariindexi.blogcu.com Devamı

18 05 2013

ÖDÜL… 2013… ÖDÜL… 21013… ÖDÜL…2013…

Oğuz Tansel 2013 Şiir Ödülü İhsan Topçu´ya Verildi Oğuz Tansel’i anılarda yaşatmak, kişiliğini, düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal becerilerini değerlendirmek amacıyla verilen Oğuz Tansel Yazın Ödülü bu yıl şiir alanında bir dosyaya verildi. Ödülü Şair İhsan Topçu “Kalbinden Kanıyor Zaman” adlı dosyası ile kazandı. Eray Canberk, Refik Durbaş, Prof. Dr. Cevat Geray, İlhan Gülek ve Metin Turan’dan oluşan seçici kurul, Topçu’nun eserini oy çokluğu ile ödüle değer buldu. Oğuz Tansel Şiir Ödülü Töreni 30 Mayıs 2013 Perşembe günü saat 18.00’de, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde (Kennedy Cad. No.4) yapılacak. Mehmet Çevik’in sunacağı törende... ...Kaynak : alsahbloglariindexi.blogcu.com Devamı

14 04 2011

İşte CHP'nin Tam Listesi

İşte CHP'nin tam listesi Yüksek Seçim Kurulu'na gönderilen listede, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul 2. bölge 1. sıradan aday gösterildi. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, CHP'nin İstanbul 1. bölge 1. sıra adayı olurken, eski Genel Başkan Deniz Baykal, Antalya 1. sıra adayı olarak listede yer aldı. "Yeni CHP" listesinde eski genel sekreter Önder Sav ve ekibi tasfiye edilirken, İlhan Cihaner ve Kadir Özbek de liste dışı kalan isimler arasında kaldı. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- CHP milletvekili aday listesini Süheyl Batum Yüksek Seçim Kurulu'na teslim etti. Aday listesi saat 17.00'den itibaren de CHP'nin internet sitesinden yayınlandı. Listeye göre, Ergenekon davası sanıklarından Mustafa Balbay İzmir'den, yine tutuklu sanık Mehmet Haberal Zonguldak'tan, eski YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ise Ankara'dan aday oldu. Öte yandan, PM üyesi Enver Aysever, toplantının ardından, CHP'deki görevlerinden ve parti üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Kendisinin partiye Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun davetiyle geldiğini, ancak oluşan tabloda artık yararlı olamayacağını gördüğünü ifade eden Aysever, ilk seçimlerde yine CHP'ye oy vereceğini ve Kılıçdaroğlu'na olan inancını kaybetmediğini söyledi.   Sav listede yok Listede eski Genel Sekreter Önder Sav ile Kemal Anadol, Hakkı Suha Okay, Onur Öymen, Yılmaz Ateş yer almadı. YSK'ye gönderilen listelerde, 5 dönem milletvekili olarak görev yapan ve 2000-2010 yılları arasında CHP'nin genel sekreterlik görevini sürdüren Sav, yeni dönem için aday gösterilmeyen isimler arasında dikkati çekti. Sav 15, 16, 20, 22 ve 23'üncü Dönem Ankara Milletvekilliği yapmış, 37'nc... Devamı

14 04 2011

Baykal'la Fikret Bila'nın Görüşme Notlarının Tamamı

Baykal'la Fikret Bila'nın Görüşme Notlarının Tamamı       Fikret Bila Yönfbila@milliyet.com.tr Kılıçdaroğlu: Kadın ve gençlik devrimi yaptık Milliyet Gazetesi; 12 Nisan 2011 Aday listesi en çokmerak edilen partilerin başında CHPgeliyordu. Yenilider değişmiş olan CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapacağı tercihler merak konusuydu. Kılıçdaroğlu’yla dün listeler Yüksek Seçim Kurulu’na verildikten sonrakonuştum. Rahatlamış görünüyordu. Listelerin açıklanmasıyla birlikte gelen tepkileri Kılıçdaroğlu’na sordum. CHP lideri sorularıma şu yanıtları verdi: “Kadın ve gençlik” Listeleri teslim ettiniz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aday tercihlerinde neler etkili oldu? - Önce şunu ifade edeyim, biz CHP olarak bir kadın ve gençlik devrimi yaptık. CHP’nin listesi böyle değerlendirilmeli. 106 kadın adayımız var. Bunlardan 38 tanesi kesin milletvekili seçilecek yerlerden aday. Bu sayı 40’ı aşabilir, 45’i de bulabilir. Bu bir devrimdir. Düşünün ki, bir parti Meclis’e en az 38 kadın milletvekili getirecek. Gençler için de aynı durum söz konusu. Gençleri de seçilecek yerlerden aday gösterdik. Parti grubumuzda gençler de ağırlıklı olacak. Pırıl pırıl, çok iyi eğitimalmış çok donanımlı gençler var. Adayları belirlerken kadın ve gençlere öncelik verdik. Kadın ve gençlik devrimi yaptık. Bu toplumun da tercihiydi. “Tasfiye yok” Baykal’cıları ve Sav’cıları tasfiye ettiğiniz yorumları yapıldı? Bu eleştirilere ne diyorsunuz? - Kesinlikle bir tasfiye olarak nitelendirilemez. Böyle bir yaklaşımımız olmadı. Partide gençlerin önünü açmak gerekiyordu. Bir kurultayla b... Devamı

13 04 2011

Cumhuriyetçi Güç Birliği bağımsız milletvekili aday listesi

İşte Cumhuriyetçi Güç Birliği bağımsız milletvekili aday listesi Cumhuriyetçi Güç Birliği bağımsız aday listesini YSK'ya sundu. Çetin Doğan İstanbul 2. Bölge'den, Doğu Perinçek, İzmir 2. Bölge'den ve Ceyhan Mumcu Ankara 1. Bölge'den bağımsız aday oldu. Cumhuriyetçi Güç Birliği Aday Listesi: DOĞU PERİNÇEK İzmir 2. Bölge İşçi Partisi Genel Başkanı, Hukuk Doktoru ÇETİN DOĞAN İstanbul 2. Bölge E. Orgeneral, 1. Ordu Komutanı, ERDOĞAN KARAKUŞ Ankara 2. Bölge E. Hava Korgeneral, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı, Türk Hava Kurumu E. Genel Başkanı OSMAN YILMAZ İstanbul 1. Bölge Eğitimci, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Önceki Genel Başkanı CEYHAN MUMCU Ankara 1. Bölge Avukat ÜMİT ÜLGEN İstanbul 3. Bölge Makine Mühendisi, Atatürkçü Düşünce Derneği GYK Üyesi ve Marmara Bölge Sorumlusu,  USTKB Dönem Sözcüsü, Makine Müh. Odası İstanbul Şb. E. Bşk. HASAN ATİLLA UĞUR Antalya E. Albay, YAŞAR MÜJDECİ İzmir 1. Bölge E. Hava Korgeneral HALİL NEBİLER Kırklareli Gazeteci-Yazar ORHAN ÖZKAYA Aydın Tapu ve Kadastro Eski Genel Müdür Yardımcısı ABDULLAH SABRİ KOCAMAN Gaziantep Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Hakimiyet Gazetesi Sahibi M. DENİZ YILDIRIM    Isparta Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ZİHNİ HOŞKAR Manisa Diş Hekimleri Odası Önceki Başkanı MEHMET TANRIKULU Diyarbakır Bismil Cumhuriyet Köyü Muhtarı MURAT BURHANOĞLU Çorum Doktor CEMİL KARTAL DEMİR Balıkesir İşadamı, E.Burhaniye Ticaret Odası Başkanı MUSTAFA GÜLEÇ    Denizli Eğitimci MEHMET SAYGIN TURAN Edirne E. Ağır Ceza Mahkemes... Devamı

13 04 2011

Kadın Milletvekili Adayları AKP CHP MHP 2011 Listesi

12 Haziran 2011 Seçimlerinin kaderini kadınlar belirleyecek. Hangi parti kaç kadın aday gösterdi, listelerde adaylar kaçıncı sıralarda yer aldı? İşte 2011 Milletvekili genel seçimlerinde kadın milletvekili adaylarının olduğu ve olmadığı iller ve isim listesi: Heyecanla beklenen aday adaylığı süreci dün açıklanan listelerle sona erdi. Partiler adaylarını Yüksek Seçim Kurulu’na sundu. Partilerin bu seçinde kadın seçmenleri göz önünde bulundurup daha fazla kadın aday göstermesi bekleniyordu. Peki beklenen oldu mu? İşte cevabı: 12 Haziran’da yapılacak genel seçimlerin kaderini 3 önemli unsur belirleyeceği tahmin ediliyor. Kadın seçmen, ekonomi ve adaylar seçimin kaderini etkileyecek. Aday adaylığı süreci sona ermeden mecliste daha fazla seslerini duyurmak isteyen kadın seçmenler, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Peki kadınların sesi partilerde ne kadar yankı buldu? İşte cevabı: KAÇ KADIN ADAY VAR? Meclis’te grubu bulunan 3 büyük parti Ak Parti, CHP ve MHP adaylarını belirledi. Ak Parti’de 78 kadın aday, CHP’nin 99 kadın adayı, MHP’nin 61 kadın adayı var. Üç partinin seçimler için birinci sıraya koyduğu kadın aday sayısı AK Parti’de 1, MHP’de 2 ve CHP’de 4 aday var. Ak Parti’nin tek birinci sıra adayı İstanbul’da Bakan Nimet Çubukçu! MHP’nin birinci sırada 2 adayı var. İstanbul’da Meral Akşener, Çanakkale’de Füsun Köroğlu! CHP’nin birinci sırada 4 kadın adayı var. Ankara’da Ayşe Gülsün Bilgehan, Bursa’da Sena Kaleli, İzmir’de Şükran Güldan Mumcu ve Uşak’ta Dilek Akagün Yılmaz! Partilerin illerin aday listesinde 2. Sıraya koyduğu kadın aday s... Devamı

21 03 2011

FİKRET BAŞKAYA YAZDI Nükleer Santrallere Dair Gerçeği Söylemek..

FİKRET BAŞKAYA YAZDI Nükleer Santrallere Dair Gerçeği Söylemek... Demokrasi sevdalısı bu şahsiyetler acaba hiç zahmet edip Akkuyululara, Sinoplulara nükleer santral hakkında ne düşündüklerini sormuşlar mıdır? Öyle bir şey akıllarından geçmiş midir? Elbette sorun sadece Mersinlileri, Sinopluları ilgilendirmiyor, hepimizi ilgilendiriyor. Fikret BAŞKAYA baskayafikret@gmail.com   Ankara - BİA Haber Merkezi 21 Mart 2011, Pazartesi     Japonya'da deprem ve tusinaminin tetiklediği nükleer kaza, nükleer enerji sorununu tartışma gündemine getirse de, tartışmanın uygun bir zeminde yürütüldüğünü söylemek mümkün değil. Elbette böyle bir durumun altmışaltı yıldır Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombasının feci sonuçlarını hâlâ yaşamaya devam eden Japonya'da ortaya çıkması da üzerinde düşünmeyi gerektiriyor. Atom bombasından muzdarip Japonya, atom santrallerine mecbur muydu? Başka seçenek yok muydu? Deprem ve tusinami felâketti ama nükleer reaktörlerdeki patlama felâket değil, bir insan hatasıydı ve asıl hata da nükleer santrallerin kurulmasıydı... Her zaman olduğu gibi yetkililer ve medya durumun vahametini gizlemek için ne gerekiyorsa yaptılar, yapıyorlar. Her zaman olduğu gibi gerçek, Japon halkından ve dünya kamuoyundan saklandı. Aksi halde dünya borsalarında büyük bir panik yaşanabilir, 'ileri teknoloji saplantısı' dolayısıyla kapitalizm tartışma gündemine gelebilir, küresel oligarşinin durumunu sarsacak 'sevimsiz bir duru... Devamı

21 03 2011

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ'NÜN YORUMU"Ergenekon" Kokuşurken

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ'NÜN YORUMU "Ergenekon" Kokuşurken Ahmet Şık ve Nedim Şener'in "Ergenekon mensubu" oldukları iddiasıyla göz altına alınmaları bir tek şey gösteriyor: "Ergenekon" koğuşturması ifsat etmiştir. Türkçesi, kokuşmuştur. Koğuşturmanın ortaya çıkartmaktan kaçındığı "asli failler"in peşinde koşan namuslu, haysiyetli araştırmacı gazetecileri vuran bir silaha dönüşmüştür. Ertuğrul KÜRKÇÜ kurkcu@bianet.org   İstanbul - BİA Haber Merkezi 04 Mart 2011, Cuma         Demek Ahmet Şık ve Nedim Şener "Ergenekon Terör Örgütü" mensubu... Demek Mirgün Cabas telefonla helikopter düşürdü... Ortada "Ergenekon" koğuşturması diye bir hukuki süreç bulunmadığı, "özel yetkili savcılıklar" eliyle adalet peşinde koşulamayacağı, herhalde bundan daha açık bir biçimde ilan edilemezdi. İki yıl önce henüz "Ergenekon" koğuşturması böylesine zıvanasından çıkmamış göründüğü sırada şu soruyu sormuştum: "Bir darbe ile iktidarı ele geçirmekten, Türkiye'yi "anti-emperyalizm" palavraları eşliğinde askeri bir diktatörlükle yönetilen ipini koparmış bir "haydut devlet" haline getirerek, Orta-Doğu'daki güç kavgalarının içine bodoslama dalmaktan başka bir ufku olmayan asıl sorumlular mahkeme önüne çıkarılacak mı? Onların 1970'lerden beri sürdüre geldikleri yer altı faaliyetleri, cinayet sabotaj ve suikastlarda işbirliği içinde olanlar bu soruşturmalar kapsamında ortaya çıkartılacak mı? Mazlumların hakları iade edilecek, kurbanların yakınlarına tazminat ödenecek mi? ... Devamı

21 03 2011

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ'NÜN YORUMU Seçim Sadece Seçim Değildir...

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ'NÜN YORUMU Seçim Sadece Seçim Değildir... 12 Haziran'dan sonra AKP'nin polisiye aygıtlarla dizayn ettiği siyasi topografyaya uymayanlara hayat hakkı olmayacağı yanılsamasının uyuşturucu, teslim alıcı etkisinden kurtaracak bir sol siyaset mümkün. Bu siyaset AKP tek parti rejimine karşı emeğin, özgürlüğün, barışın ve demokrasinin belkemiği olacak bir blokun inşasına hizmet etmekten geçiyor. Ertuğrul KÜRKÇÜ kurkcu@bianet.org   İstanbul - Radikal 2 21 Mart 2011, Pazartesi           Kamuoyu araştırma şirketlerinin anketlerine göre 12 Haziran 2011 milletvekili genel seçimleri 26 Temmuz 2007 seçimlerinin "tıpkıbasımı" olacakmış... Hatta, hafta içinde bir TV tartışma programında bu sonuçları yorumlayan uzmanlardan biri "seçimler bitti bile" dedi. Demek ki, bu öngörüler doğruysa, sandığa gitmeye, seçim kampanyalarına, tartışmalara hiç gerek yok. Nasıl artık mahkemeler medyada görülüyorsa, seçimler de kamuoyu araştırma şirketlerinin anketlerinde gerçekleşiyor: Oyların yüzde 42-48'ini alacağı öngörülen AKP 2002'den bu yana üçüncü kez iktidar, Erdoğan Başbakan... Ama böyle söyleyenlerin ihmal ettikleri bir şey var: Bir parlamento seçimi hiçbir zaman sadece bir seçim değildir... 1965 seçimleri ve TİP   Örnekse, 1965 genel seçimleri. Bu seçimlerde Süleyman Demirel'in Adalet Partisi yüzde 52.87 oyla meclisteki 450 sandalyenin 240'ını kazanıp mutlak çoğunlukla iktidar olmuş, İsmet İnönü'nün Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 28.75 oy ve 134 sandalyeyle ana muhal... Devamı

21 03 2011

ÖZLEM GALİP VE ABİDİN PARILTI'YLA RÖPORTAJ Kürtçe Romana Buy

ÖZLEM GALİP VE ABİDİN PARILTI'YLA RÖPORTAJ Kürtçe Romana Buyrun, Kılavuzunuz Hazır! "Kürt Romanı"nı önümüze döken Galip ve Parıltı: "Hala insanlar çıkıyor, Kürt edebiyatı yok, diyor. Biz de bu kitapla diyoruz ki, var işte". Kürtlerin salt siyasetle anılmasından rahatsızlar, Kürtçe edebiyat üzerine konuşmak ve konuşturmak istiyorlar. Erhan ÜSTÜNDAĞ erhan@bianet.org   İstanbul - BİA Haber Merkezi 19 Mart 2011, Cumartesi           Nihayet devletin tepesindekilerin -çekinerek ve seyrek de olsa- Kürt'e adıyla seslenebildiği bir dönemdeyiz ama geniş toplumsal kesimler için nesiller boyunca olmadığına inandırıldıkları insanlarla tanışmak o kadar kolay değil. Kürtçe henüz mahkeme salonlarında, hastanelerde, okullarda da "bilinmiyor". Öte yandan pandoranın kutusu açıldı ve Kürtçe'yi bu topraklarda yeniden kutunun içine hapsetmek mümkün görünmüyor. Akademisyen Özlem Galip ve gazeteci-yazar Abidin Parıltı, böyle bir dönemde devasa bir işin altına girerek "Kürt romanı"nın seceresini çıkarttılar ve meraklılarına bir okuma kılavuzu hazırladılar. İstedikleri "var-yok", "edebiyata uygun-değil" gibi vasat tartışmaların artık geride bırakılması ve Kürtçe edebiyatın okunmaya, çoğalmaya, tartışılmaya başlaması. Galip ve Parıltı'yla Sel Yayınları'ndan çıkan incelemeyi, Kürtçe edebiyatı konuştuk. Kitap fikri aklınıza nasıl düştü? Özlem: Çok eskiye dayanıyor aslında. Yaklaşık iki sene önce başladık düşünmeye. Doktoraya başladığımda Abidin'e ulaştım bazı fikirler almak için. Daha &... Devamı

24 12 2010

Abdüllatif Şener’in Dudak Uçuklatan İddiaları

Orgeneral Doğan’ın kızı ‘Davadaki tüm belgelerin sahte olduğunu kanıtladık’ dedi ‘Belge üreten çete var’   © Pınar Doğan, “İddianamenin hazırlanması ve ek klasörlere ulaşmamızla çok ciddi somut kanıtları ortaya koyabildik. Çok net olarak söyleyebilirim. Bu ülkede sahte belge üreten bir çete var” diye konuştu. İstanbul Haber Servisi - Balyoz davası sanığı Çetin Doğan’ın kızı Pınar Doğan ve damadı Dani Rodrik, davaya ilişkin tüm belgelerin sahte olduğunu kanıtlarıyla ortaya çıkardıklarını belirttiler. Pınar Doğan, “İddianamenin hazırlanması ve ek klasörlere ulaşmamızla çok ciddi somut kanıtları ortaya koyabildik. Çok net olarak söyleyebilirim. Bu ülkede sahte belge üreten bir çete var” dedi. Doğan’ın kızı ve damadı, Fatih Altaylı’nın sunduğu “Teke Tek” programında, Balyoz davası delillerinin sahte olduğuna yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Pınar Doğan, “Bir bavulda 5 bin sayfalık darbeyi kanıtlayan belge var denildi. Aslında o bavulda 2 bin 229 doküman var. Bunlar da doğrudan davayla ilgisi olmayan belgeler” dedi. Doğan, “CD’lerin arasında da sadece 11, 16 ve 17 numaralılar suç unsuru barındırıyor. 11 numaralı CD bütün o Balyoz planını, kapatılacak dernekleri, ek delilleri, hangi hastenelerin, camilerin bombalanacağını barındırıyor. Bunlar imzalı, yazıcı çıkışı alınmış belgeler değil” diye konuştu. Belgelerdeki hatalar acemice Doğan, CD’lerin “üretilme tarihinin” ortaya çıkarılarak bu konudaki şüphelerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti. Doğan, bu incelemeyi bireysel çabalarıyla gerçekleştirmek isteklerinin reddedildiğini söyledi. CD üretiminde asker ya da asker kökenli... Devamı

02 04 2010

2010R Yiğit Okur Sıfırlamak

2010R Yiğit Okur Sıfırlamak Yiğit Okur'la 'Sıfırlamak'a dair 'Ezilmiş insanın bahtsız kükremesi' Yiğit Okur kısa bir aradan sonra yeni romanını yayımladı Sıfırlamak adıyla. Muhasebeci Hüsamettin Bey'in hayatını anlatan romanında Yiğit Okur, teknolojiye, yeni düzene ayak uyduramayan ve yıllardır emek verdiği işinden olan kahramanın trajikomik hikâyesini anlatır bize. Emekliliğini annesinin evinde geçirir Hüsamettin Bey. Kısa zaman sonra da bir tür bunalıma girer, hayatındaki gereksiz şeyleri yok etmeye başlar. Bir başına kalır. Karakollarda son bulan Hüsamettin Bey'in hikâyesini kâh hüzünlenerek, kâh acı tebessümler eşliğinde okuyacaksınız. Yiğit Okur'la Sıfırlamak üzerine konuştuk. Erdem ÖZTOP -Son dönemde hikâyeleriniz, romanlarınız peş peşe yayınlanıyor. Bu hızınızın sebebi nedir? Roman ve öykü yazmaya geç başlamanızın etkisi olabilir mi bunda? - Bir nedeni yazmaya geç başlamam olabilir. Yayınevi, özgeçmişimde 'Kırk yıl süren sessizlikten sonra tekrar yazın dünyasına döndü' diye yazmış. Demek ki kırk yıl önce de yazıyordum. Sonra hukuk, meslek beni öylesine içine aldı ki, birçok şey dışarıda kaldı. Keşke daha erken başlasaydım gibi bir pişmanlığım da yok. Kim bilir, erken başladığıma pişman olabilirdim. Böyle bakınca, Türk edebiyatının genç yazarı gibi duruyorum. Bütün geçmişim on yıl. On yılda, on kitabım yayınlandı. İki ödül aldım. İlk romanım Hulki Bey ve Arkadaşları dokuz baskı yaptı. 'EDEBİYATI ETKİLEYEN OLGULAR GENELLİKLE POLİTİK VE TOPLUMSAL' - Yeni romanınız Sıfırlamak nasıl ortaya çıktı peki? Çok da kalın olmayan, ama içine büyük hayat anlamları serpiştirilmiş bir roman... - Sıfırlamak romanının kısa olmasının nedeni... Devamı

05 01 2010

TANPINAR ÜZERİNE NOTLAR

Kültürlerin Çatışması ve İdeoloji (1) "İstanbul ve vatanın her köşesi bir istihsal programı istiyor" Huzur, s. 155. Ahmet Hamdi Tanpınar, batı-doğu sorununu derinlemesine yaşayan ve düşünen bir yazar. Batı-doğu çatışması içinde, Türk toplumunun yüz elli yıldır yaşadığı bunalım, maddî-manevî değer kargaşası ve kültür kaybı, Tanpınar'ın biricik konusu. Ama işin ilgi çeken yanı, Tanpınar'ın, birçok Türk yazar ve düşünürden farklı olarak kolay bir çözüm yolunu benimsemeyişi. Tanpınar, kapitalizmin darbesi altında ufalanan geleneksel Asyavî-Osmanlı-Türk toplumunun maddî ve manveî parçalanışına, bir kültür yokluğuna mahkûm oluşuna çare ararken, yıllardır ileri sürülen ve genellikle kabul edilen ideolojik reçetelere kanmıyor. Tanpınar'ı bu reçeteler açısından değerlendirecek olursak, kaybolmuş bir dünyanın özlemini çeken, geçmişe dönük ve kötümser bir yazar olarak görmemiz mümkündür. Hattâ, anlamları üzerinde, ancak resmî ve ideolojik görüşün elverdiği ölçüde düşünmek şartıyla (yani eleştirici ve bilimsel düşünceyi bir yana atarak) "sağcı" ve "gerici" kelimelerine sarılıp, Tanpınar'ın "sağcı" ve "gerici" bir yazar olduğunu da söyleyebiliriz. Ama böyle bir iddia, yalınkat bir değerlendirme olmaktan kurtulamaz. Eserlerinin kendilerini bize açan dolaysız ve somut varlığına yaklaşmayı; teke tek hesaplaşmayı göze alırsak ve kalıp düşüncelerden kurtulursak, bu "sağcılığın" ve "gericiliğin" altında, Türk toplumunun içine düştüğü bunalımı sonuna kadar yaşayan, düşünen, eşsiz bir... Devamı

17 05 2009

GÖKÇEOZAN

GÖKÇEOZAN yatmadın ki sen bir düşe ömür boyu uğraş verdin halkın için kalka düşe şiirimin toprağına kalleş ölüm geldi işte ne ağıttır ne de acı doğumdan önceki sancı gökçe mavi gökçe duru halkının sana inancı gökçe ozangökçe ozan                    ozanlığın övündüğüm umutlara taze ışkın acılara kördüğüm gökçe ozangökçe ozan                    yiğitliğin bildiğim toprağa tohum düştü acıya korkudağlar mavi sarı yıldız kardeşliğe türkü korkunun gözleri uykuda elvan gözler uykusuz gökçe ozangökçe ozan                      dosta dosttun kuşkusuz Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 54)... Devamı

15 02 2009

Arşiv 2007 AlsahBlog/GünDem

AlsahBlog/GünDem• Arşiv13/12/2007: Bu anayasayla eğitim İslamileşir • Demokrasi, Roman, Dil, Eğitim, Sanat, Politika Üzerine • Söz büyüğün sus küçüğün / 3• Hurafe değil gerçek...• Türk edebiyatından uyarlamalar • İdolü ile aynı dizide • ÖTE GEÇE / ÖYKÜ / Fikri UZUN‏• Türban davası kararı AKP davasını etkiler mi? • Türkiye'ye hazırlanan tuzağın özeti • Teke Tek programına katılan Türbanlı üniversiteliden şaşırtan sözler• Vedat Türkali • Bu anayasayla eğitim İslamileşir • Faili Meçhul (!): Prof. Dr. Bahriye ÜÇOK • "EŞEKLE GELEN AYDINLIK" / Kadir İNCESU• Atatürk'ün Fikir Fedaisi...• Basın kıyameti beklemesin • Oy kullanacağınız yeri internetten öğrenin• Sandığa Gidin / Rıza Zelyut• Hatırla Sevgili dizisinin senaryo yazarı Nilgün Öneş’le diziler, televizyon, tarihi anlatma üzerine konuştuk...• Anayasa Mahkemesi'nde Kılıç ve Adalı'nın 367 kararına karşı oy gerekçeleri... • Anayasa Mahkemesi'nin ''367'' kararının gerekçesi açıklandı • MHP'den 'Başbakan'ın Gafları' Klibi • İlk Kadın Yönetmen: Bilge Olgaç • Sayılarla Kadın Romanları / A. Ömer Türkeş • BENİ İTHAL HEKİMLERE EMANET EDİNİZ / ESEN YEL• BİLİM DÜNYASI ŞİŞMANLIK KONUSUNDA İKİYE BÖLÜNDÜ13/9/2007: Basın kıyameti beklemesin • Demokrasi, Roman, Dil, Eğitim, Sanat, Politika Üzerine • Söz büyüğün sus küçüğün / 3• Hurafe değil gerçek...• Türk edebiyatından uyarlamalar • İdolü ile aynı dizide • ÖTE GEÇE / ÖYKÜ / Fikri UZUN‏• Türban davası kararı AKP davasını etkiler mi? • Türkiye'ye hazırlanan tuzağın ö... Devamı

30 10 2008

Demokrasi, Roman, Dil, Eğitim, Sanat, Politika Üzerine

Demokrasi, Roman, Dil, Eğitim, Sanat, Politika Üzerine Haftaya Bakış, 22-28 Mart 1987 Ahmet Taner Kışlalı — Kaç dilde, kaç kitabınız yayımlandı?— 36 dilde, zannediyorum 183 kitap oldu. İnce Memed dünyada 3 milyondan fazla basıldı. Yalnız Almanyadaki son baskısı 150 bin. Norveçte, Danimarkada, Fransada okul kitaplarına aldılar. Avrupa Konseyinin girişimiyle, bütün konsey üyesi ülkelerde ders kitaplarına alınacakmış.— Ya Türkiye’de?— Sizin zamanınızda okul kitaplarına girmişti, şimdi devam ediyor.— İnce Memed’in uluslararası düzeyde, bu ölçüde ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz?— Bunu ben de merak ediyorum. Örneğin Fransadaki başarıyı anlıyorum da, İskandinavyadakini anlayamıyorum. İskandinavya, kitaplarımın en çok satıldığı, en çok sevildiğim yer. Bizde 40 derece sıcak, onlarda 40 derece soğuk. Ayrı bir insan kültürü, ayrı bir insan tipi olması lazım... Ama biz 2 bin yıl önceki klasikleri de anlıyor ve seviyoruz. Shakespeare’i düşünelim. Boyuna aristokratları, kralları yazmış. Bugün götürün Othelloyu Anadoluya, yıllarca oynar. Nasıl oluyor? İnsanoğlunun bütün insanlarda ortak olan bir yanı var. Onu bulduğun zaman, herkese hitap edebiliyorsun.— Nasıl doğdu İnce Memed?— Benim çocukluğum eşkıyalığın içinde geçti. Dayım en büyük eşkıyalardan biriydi. 1936’lara kadar, 500 dolayında eşkıya vardı o çevrede. Bunlardan biri de, Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Beydi. Kurtuluş Savaşında Kadirliyi ilk örgütleyenlerden... İlk İnce Memed hikayesinde çakırdikeni diye bir diken var. Onu bana Remzi Bey anlattı. Remzi Beyle eşkıyalığın felsefesini yaptık. Amcamın oğlu Rıza da eşkıya oldu, dağda vuruldu. İlk romanımın İnce Memed olmasının nedeni bu. Başka türlü de olama... Devamı

28 10 2008

Söz büyüğün sus küçüğün / 3

Söz büyüğün sus küçüğün / 31967 yılında Aziz Nesin’in sayısız baskı yapan ve onca yıldır büyük küçük herkesin elinden düşmeyen “Şimdiki Çocuklar Harika” kitabı ilk kez yayımlandığında tüm şimşekleri üzerine çekmişti. Bir yazar ilk kez büyük bir açık yüreklilikle çocukların sorunlarını dile getiriyordu.Zehra İpşiroğlu Aziz Nesin, ‘Şimdiki Çocuklar Harika’ adlı kitabında çocuklardan babalarını çocuk yerine koyarak onlara ceza vermelerini istiyor.1967 yılında Aziz Nesin’in sayısız baskı yapan ve onca yıldır büyük küçük herkesin elinden düşmeyen “Şimdiki Çocuklar Harika” kitabı ilk kez yayımlandığında tüm şimşekleri üzerine çekmişti. Bir yazar ilk kez büyük bir açık yüreklilikle çocukların sorunlarını dile getiriyordu. Bu da yetmiyormuş gibi çocukları baskı altında tutan büyükleri, anneleri, babaları, öğretmenleri alaya alarak acımasızca eleştiriyor, büyüklerin ikiyüzlülüklerini, yalanlarını, haksızlıklarını, eğitim alanındaki saçmalıklarını tüm çıplaklığıyla sergiliyordu...Aziz Nesin’in kitabın sonraki baskılarında eklediği çocuklara mektupta bu kitabın ne tür engellemelerle karşılaştığını öğreniyoruz. Kitap “Doğan Kardeş” dergisinin düzenlediği bir çocuk romanı yarışmasına katılır ve jüri üyelerinin bir bölümü tarafından öğretmenleri küçük düşürdüğü gerekçesiyle sakıncalı bulunarak elenir. İşin şaşırtıcı ve yadırgatıcı yanı kitabı eleyen jüri üyelerinin sayısız ürün vermiş tanınmış yazarlardan oluşmasıdır. Hiçbirinin tutuculukla ya da resmi ideolojiyle uzak yakın ilgileri yoktur. S&... Devamı

28 09 2008

Hurafe değil gerçek...

Hurafe değil gerçek...Turgut Özakman'ın çabası ve çalışmaları, gerçeğe yönelişimiz açısından bir soluk alışa işaret ediyor. Daha da önemlisi gerçeği kavramamızı sağlayacak bir emek ürünü biçiminde, geçmişten dersler vererek geleceğimizi aydınlatıyor. Bir anlamda Çılgın Türklerin, diriliş ve direnişini destansı bir dille gün ışığıyla buluşturuyor.Ali Bulunmaz Cumhuriyet / Kitap- Tarih aynen tekrar etmez ama benzer olaylar, farklı aktörlerle ve değişik zamanlarda kendini gösterebilir. Bugün tarihimizi ve onu oluşturan olay ile aktörleri ne kadar biliyoruz? Bir tarih bilinci yaratmak veya o bilinci diriltmek için, bilginin öneminin farkında mıyız? Hurafeler ve bilgi yanlışlarıyla; kanı ve kanaatlerle gerçekleri çarpıtmak, tarihi ve yaşananları yozlaştırmaktan öte ne işe yarıyor? Günümüzde kimilerinin ağzına bile almaktan özenle çekindiği 'ulus', 'ulus olma bilinci', tarih bilincine sahip olmakla at başı gitmiyor mu? O halde şunu sormalıyız: Çanakkale Savaşı, tarih kavrayışımızın neresinde yer alıyor? Bir de akıllara şu takılıyor: Çanakkale Savaşı dendiğinde, tarihin alabildiğine çarpıtıldığı 21. yüzyıl Türkiye'sinde zihinlerde ne beliriyor, Çanakkale ile ilgili neler söyleniyor? Bu noktada Turgut Özakman'ın belirlemeleri bize yol gösteriyor: 'Çanakkale hakkındaki ciddi, dürüst, saygıdeğer araştırmaların dışında üç tür yaklaşım var: Bunlardan birincisi Mustafa Kemal'i yok sayan, ikincisi Mustafa Kemal'in rolünü küçülten, üçüncüsü Çanakkale'yi mucizeler, kerametler sergisi halinde anlatan yaklaşım.' (s. 8) Tüm bu yaklaşımlar, saptırmaları içinde barındırıyor. Peki, Çanakkale'nin anlamını nerede aramalı? Özakman, bunu şö... Devamı

12 09 2008

Türk edebiyatından uyarlamalar

Türk edebiyatından uyarlamalar Mesude Eraslan'ın yönettiği dizide, Halil Ergün ve Güven Hokna başı çekiyor. Fotoğraf: Hüseyin ÖzdemirYaprak Dökümü her şeyden önce ben bir eserin uyarlamasıyım deme yürekliliği açısından takdir edilmesi gereken bir yapım. Başarılı da 01/10/2006 (874 defa okundu) FUNDA BURCU ÜNAL (Arşivi)TV kanallarında her gün yeni bir dizinin yayınlanmaya başlandığı günümüzde, yapımcılar ve kanal yöneticileri yaratıcı senaryoların azlığından şikayet ediyor. Türk toplumu her ne kadar zamanının çoğunu TV başında geçiriyor olsa da her akşam izledikleri diziler içinde diğerlerinden farklı olanları, bir şekilde özdeşleştikleri veya tam tersi hayran kaldıkları karakterlere, olaylara sahip dizileri daha çok izliyor, dolayısıyla reyting ölçümlerinde üst sıralara taşıyor. Yapımcılar ise gözlerini henüz Yeşilçam'dan ayırmış değil. Senaristlerden beklenen, ani iniş-çıkışlarla dolu, güzel kız-yakışıklı erkek, zengin-fakir aşkı veya imkansız aşk temalarıyla örülmüş melodram senaryoları yazmaları oluyor. Yeşilçam özellikle Kerime Nadir ve Muazzez Tahsin Berkant'ın birbirine benzeyen temaları işleyen romanlarını sinemaya uyarlarken şimdinin yapımcıları roman uyarlama zahmetinden uzak Yeşilçam filmlerinden esinlenmiş dizileri sunuyor izleyiciye. Böyle bir ortamda Türk edebiyatından bir romanın TV dizisine uyarlanacak olması umut vaat ettiği kadar, uyarlamanın zorluklarına dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Reşat Nuri Aslında izleyicinin edebiyat uyarlamalarıyla tanışması TRT'nin ilk yıllarına dayanacak uzun bir geçmişe sahip. 1973 yılında beş edebiyat eserinin televizyona uyarlamasıyla başlayan süreç, yerli dizi geleneğinin mihenk taşlarından birini oluşturdu. 80'li yıllarda 'Acımak', 'Çalıkuşu'... Devamı

12 09 2008

İdolü ile aynı dizide

İdolü ile aynı dizide Miraç Eronat, atv'nin yeni dizisi 'Gurbet Kuşları'nda başrol oynuyor. Dizide, idolü olarak nitelendirdiği Rutkay Aziz'in eşini canlandıran tiyatrocu, tanıdıktan sonra usta aktöre yeniden hayran olduğunu dile getiriyor.   Geçtiğimiz sezon, 'Kurban' adlı oyundaki rolüyle 'İsmet Küntay En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü alan Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Miraç Eronat, atv'nin yeni dizisi 'Gurbet Kuşları'nda başrol oynuyor. Dizide, her zaman hayran olduğu usta oyuncu Rutkay Aziz'in eşini canlandıran Eronat, dizinin Orhan Kemal'in kaleminden dökülen hikayesiyle çok ses getireceğinden emin olduğunu söylüyor. Güzel oyuncunun tek sıkıntısı; iş trafiği yüzünden yaşadığı kent olan Ankara ile İstanbul arasında mekik dokuması...EVRENSEL BİR HİKAYE!* Geçen sezon yayınlanan 'Sessiz Gemiler'den sonra, bu sezon da Gurbet Kuşları' ile yine atv'desiniz. Bu dizinin konusu nedir? Bu, benim için çok önemli bir proje. Orhan Kemal isminin altında bir projede olmak ve değerli bir oyuncu kadrosuyla çalışmak, her oyuncu gibi benim de çok isteyebileceğim bir şeydi. Gerçekten çok isteyerek bu işin içinde oldum. Başımızda, Yusuf Kurçenli gibi sinemanın çok değerli bir yönetmeni var. Tüm taşlar yerine oturmuş durumda. Son derece sürükleyici bir öykü. İnsanın içini acıtan ama bir yanıyla da umut dolu bir öykü var bu dizide. Türkiye'nin her yanına yayılmış sevgisizlik problemini, dolaylı yoldan anlatacağız. Bu dizide, sevginin nelere kadir olduğunu göreceğiz.* Orhan Kemal'in 'Gurbet Kuşları'nı yazdığı, o yoğun göç dalgasının yaşandığı 1950'li 1960'lı yılların şartları günümüzde de geçerli mi sizce?Tabii geçerli. Ben Ankara'da yaşıyorum ve orası hala çok göç alıyor. G... Devamı

26 06 2008

ÖTE GEÇE / ÖYKÜ / Fikri UZUN‏

ÖTE GEÇE                 Kurak geçen yaz aylarında geçit verir de bahar aylarında geçit vermezdi Kızıl Irmağın kolu Gök Irmak. Beslendiği çayların, derelerin çevresine yağmur yağdığında suyu kabarır, daha bir “deli” akardı.“Daday Çay”ı adı altında, Daday yakınlarından çıkar, Ilgaz ve İsfendiyar dağlarından akan irili ufaklı dereleri çayları içine katar çoğalır, Taşköprü yakınlarında Gök Irmak adını alır, hem gider hem çoğalır, iki dağ arasında doğal sınır çizer, Durağan yakınlarında Kızıl Irmağa karışırdı.             Eşi ve Ozan; Gök Irmak Vadisi’nin Ilgaz geçe sinde görev yapıyorlardı. Görev yaptıkları köye gitmek, o köyden Kastamonu’ya, ya da Taşköprü’ye gelmek için Gök Irmağı bir şekilde geçmek zorun dalardı. İstanbul Boğazı üzerinden, Avrupa’dan Asya’ya geçer gibi, Ilgaz Dağı eteğinden, İsfendiyar Dağı eteğine geçebilmek için Düden Ali her yıl Gök Irmağın üzerine ağaçtan köprü kurardı. Öte kıyıda, en çok O’nun çeltik tarlaları, elma bahçeleri vardı.                İmece eder, Elek Dağı’ndan, en uzun en kalın çam ağacını keser, yontar, bir iki çift kömüşle ırmak kıyısına sürüyerek getirir, ırmağın bir kıyısından öteki kıyısına uzatırdı.Ormancılar yasal işlem yapmazdı.O köprüden kendisinden başkaları da geçer, caddeye çıkar, kimi Hanönü Pazarına kimi de Taşköprü’ye giderdi.Ağaç köprüden her geçen; düden Ali&rsq... Devamı

13 06 2008

Türban davası kararı AKP davasını etkiler mi?

 Türban davası kararı AKP davasını etkiler mi? Yargıtay Onursal Başkanı'ndan tartışmaya yeni boyut...ANKA Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, türban davasında alınacak bir kararın, AKP'nin kapatılmasıyla ilgili davayı etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin, “Türban davasında verilecek üç karardan bir tanesi kapatma davasına etkili olabilir. Yani iptal edilirse, elbetteki diğeri için ışık tutabilir gösterge olabilir. Ama red kararları halinde, ister şekil yönünden olsun, ister yorumlu red olsun, hiçbir şekilde etkisi olmaz” dedi.Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, EkoEnerji Dergisi'nin bu ayki sayısında yer alan röportajında, AKP’ye açılan kapatma davası ve türban davasına ilişkin görüşlerini aktardı. Üniversitelerde türbana serbestlik getiren Anayasa değişikliğinin iptali istemiyle açılan davanın, kapatma davası kararına ışık tutacağı şeklindeki görüşleri değerlendiren Kanadoğlu şöyle konuştu:“Orada aslında ne karar verileceği konusunda tahminde bulunmak yanlış. Ama daha önceden, yani türban davası açılmadan önce ne karar verilebileceği konusunu ben tartışmıştım. Üç türlü karar verilebilir.Birincisi şekil yönünden red kararı verilebilir. Şimdi şekil yönünden red kararı, şunu ifade eder: Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 148’inci maddesi gereği Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden, o da sınırlıdır ve nedir o? Teklif ve oy çoğunluğu yönünden inceleyebilir ve ivedilikle görüşülüp görüşülmediğine bakar. Eğer bu şartlar tamamsa, onu reddetmek durumundadır. Tabii buna karşı görüş de vardır, ki ben de o görüşü çok dillendirdim.-“TÜRBAN DAVASINDA ŞEKİL YÖNÜNDEN REDDEN ... Devamı

13 06 2008

Türkiye'ye hazırlanan tuzağın özeti

Türkiye'ye hazırlanan tuzağın özeti Öcalan, CIA, Said-i Nursi, cinsel sapkınlıkÖzgür CEBE/DİYARBAKIR, (DHA) BATMAN'da DTP bünyesinde oluşturulan `İnanç komisyonu' üyesi ve Saidi Nursi cemaatine mensup dini cemaat lideri Hüseyin Bulut'un da aralarında bulunduğu tutuklu 14 sanık hakkında, 20 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, cemaat lideri Bulut'un dini ders verdiği kızlarla akıl almaz telefon görüşmeleri, Kuran-ı kerim ve Allah'a hakaret içeren sözleri ve Bulut'un aynı zamanda ABD'li Barbara Anne Lakeberg adlı CIA elemanı bir kadın ile olan bağlantılarına yer verildi.Batman'da polisin 2 ay önce Saidi Nursi Cemaati elemanlarına yönelik yaptığı operasyonda yakalanıp tutuklanan 14 sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, `PKK'ya yardım etmek, Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanuna muhalefet, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve askerlikten soğutmak, PKK örgütü adına suç işlemek ve örgüt propagandası yapmak' suçlarından TCK'nın 314/2, 220/6-7, TMY'nin 7/2 maddesi ve 5816 Sayılı Yasa'ya muhalefet etmek suçlarından 5- 20 yıl hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, terör örgütü PKK'nın son 2 yılda bölgede yaşayanların tarafından yalnız bırakılması üzerine kutsal dini duyguların örgüt tarafından ön plana çekilerek yeniden taban bulmaya çalışıldığı, sanıkların da bu yıl Batman'da düzenlenen yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı Nevruz kutlamalarına katıldıkları, kalabalık içinde yer alan bazı sanıkların Saidi Nursi'nin posterlerini Abdullah Öcalan'ın posterleriyle birlikte havaya kaldırıp, posterin altına `Şeriat-i Garra için bin başım olsa feda etmeye hazırım' ibaresini yazdıkları, bu grubu DTP ile bağlantılı çalışan Saidi Nursi Cemaati mensubu 53 yaşındak... Devamı

10 06 2008

Teke Tek programına katılan Türbanlı üniversiteliden şaşırtan sö

Teke Tek programına katılan Türbanlı üniversiteliden şaşırtan sözler     Türban eylemcisi öğrenciden Teke Tek programında inanılmaz açıklamalar! Haber Türk'ün haberine göre Fatih Altaylı'nın dün akşam Teke Tek'te konukları üniversite öğrencileriydi. Kevser Çakır ve Nuray Bezirgan isimli türban eylemcisi bayan öğrencilerin açıklamaları ise hem Altaylı'yı hem de izleyenleri hayrete düşürdü. İŞTE EKRANDAKİ ŞAŞIRTAN DİYALOG Fatih Altaylı: Sizin facebookta bir siteniz mi var? Kevser adlı arkadaşımızın facebook adlı paylaşım sitesinde İran devriminde Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafları yer alıyor. Doğru mu? Kevser Çakır: Bir tane fotoğrafı var evet. Evet, seviyorum ve saygı duyuyorum. Fatih Altaylı : Ama o Şii . Humeyni’nin nesini seviyorsun? Kevser Çakır: Şii olması önemli değil. Benim için Müslüman biri. Hümeyni’yi seviyorum. Fatih Altaylı : Ama İran'da baskı rejimi var. Kevser Çakır: Ama İran'daki rejimi ben desteklemiyorum Fatih Altaylı: Ama kurucusu Humeyni. Kevser Çakır: Humeyni’nin aynı görüşleri sahip olması anlamına gelmez bu. Ben Humeyni'yi seviyorum şahsen. Fartih Altaylı: Sen seviyor musun? Nuray Bezirgan: Evet seviyorum. Fatih Altaylı: Atatürk’ü seviyor musun? Nuray Bezirgan : Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum. Atatürk'ün yetkiyi padişahtan alırken yani saraydan alırken laik bir Cumhuriyet kurmak için aldığını düşünmüyorum. Halk o zaman islami değerler için savaştı. Nitekim Kurtuluş Savaşı’nın başlaması da Kahramanmaraş’ta Fransız askerlerinin Nene Hatun'un başörtüsüne uzanmasıyla olmuştur. Fatih Altaylı: Maraş’la Erzurum’u birbirine karıştırdın. Nuray Bezirgan: Her neyse. Maraş’ta Fransız askerleri bir kadı... Devamı

30 05 2008

Vedat Türkali

Vedat Türkali Güven Tzvetan Todorov, “Yurdundan Uzak İnsan” adlı makalesinde “Nedir bir aydın?” sorusunu sormuş ve şöyle vermişti yanıtını; aydın, “bilim ya da sanat yapıtları yaratmakla, dolayısıyla gerçeğin ilerlemesine ya da güzelin açılıp gelişmesine katkıda bulunmakla yetinmeyen, halkın iyiliğinin, içinde yaşadığı toplumun değerlerinin kendisini ilgilendirdiğini de duyumsayan ve bu değerlere ilişkin tartışmaya katılan bir bilgin, yazar ya da sanatçıdır” ‘1 Mayıs’tan 1 Mayıs’a Vedat Türkali Yılı’ etkinlikleri, aydın sözcüğünün içinin boşaltıldığı günümüzde, 85 yıllık ömrünü sosyalizme, sinema ve edebiyata adamış bir aydını, Vedat Türkali’yi yeniden gündeme getiriyor. Çok sayıda film senaryosunun yanı sıra beş de romana imza atan Türkali, siyasi görüşleri nedeniyle uzun yıllarını hapiste geçiren, fişlenen, işsizliğe mahlum edilmeye çalışılan, ama bütün baskılara rağmen sanatından ve düşüncelerinden ödün vermeyen, her eseri ile heyecan ve tartışma yaratan onurlu bir aydın portresidir. Geçmişe ve Geleceğe GüvenmekVedat Türkali, “Tek Kişilik Ölüm”de(1989) işaretlerini verdiği TKP tarihi çalışmasını yüzlerce sayfaya yayılan iki ciltte tamamladığı “Güven”le(1999) edebiyata aktarırken geçmişi sahipleniş tarzı ve geleceğe olan inancıyla “Mavi Karanlık”(1983) romanının izlerini sildi ve okuyucusunda yarattığı kırgınlığı giderdi. Cumhuriyet tarihinde radikal bir değişimin miladı da sayılabilecek 1940’lı yılları yanı başımızda patlayan II.Dünya Savaşı atmosferi içerisinde, merkezine TKP hareketini ve o hareket atrafında örgütlenen üniversite gençliğini yerleştirerek işleyen “Güven”, Türkali’nin söyleşilerinde de belirttiği gibi hem bir yaşanmışlığın izlerini taşıyor, hem de yıllar sonra açılan Komintern belgelerine dayanıyor. Parti tarihinde bir kırılmayı işaret eden “desantralizasyon” kararı etrafında gelişen olayla... Devamı

13 12 2007

Bu anayasayla eğitim İslamileşir

Bu anayasayla eğitim İslamileşir FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN Türban gibi dini olayı anayasaya koymak sorun yaratır. Sadece yüzde 9 şeriat istiyor. Şeriat gelmez ama, niye dini nedenlerle laik anayasa törpülensin? Dinin anayasaya girmeye başlaması düşündürücü Türbanı bırakıp, bazı cemaat ve tarikatları konuşalım. Orada kadına baskı var. Kadınlarını tecrit etmişler, göstermiyorlar. AKP'li kadınlar kocalarıyla ortada, cemaatlerin kadınları nerede? Bu anayasada kadınlarla ilgili bir şey oluyor. Kadın hakları azalıyor. AKP, kadın-erkek eşitliği için gerekli olan olumlu ayrımcılığı yapmadığı gibi, taslakta bunu, anayasa maddesiyle engelliyor 24/09/2007 (4226 kişi okudu) NEŞE DÜZEL (E-mektup | Arşivi) NEDEN? Yeşim Arat Galiba hiçbir sorunu basitleştirmeden tartışamıyoruz. En hayati konuları bile sembollerle tartışmaya uğraşıyoruz. Türkiye, anayasasını değiştirmeye hazırlanıyor. Gerçekten de değiştirilmesi gereken darbe ürünü ilkel bir anayasamız var. Ama ne oldu? AKP'nin anayasa taslağı gelip bir tek türban maddesinin içine sıkıştı. Türban konusu, yeni anayasanın içinde bulunabilecek diğer olumsuz maddeleri tartışma olanağını ortadan kaldırdı. Halbuki AKP'nin anayasa taslağında özellikle eğitim ve kadınlar konusunda ciddi sorunlar var. Bu konuları İslam ve demokrasi, türban, ve kadın sorunları üzerine yıllardır çalışan, kitap ve makaleler yayınlayan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Prof. Yeşim Arat'la konuştuk. Üniversitede türban yasağının kalkmasından yana olan Prof. Arat, bunun anayasayla yapılmasının tehlikeli olacağına işaret ediyor ve taslaktaki kadın ve eğitimle ilgili düzenlemelerin büyük sakıncalar yaratacağına dikkat çekiyor. Gene türban kavgası hızlandı. Türbanı konuşacağız ama izninizle önce başka bir şey sormak istiyorum. Türkiye niye her konuda bu kadar çabuk kutuplaşıyor? Bu kutuplaşma ve gerginlik nasıl bir sonuç doğurur? Kutuplaşmanın, halk hareketlerinden darbeye kadar birçok istenmeyen sonuçları ol... Devamı